Savaş Sanatı, Kadın ve Korunma

Sebebi her ne olursa olsun, bir kadına sözlü veya fiziksel saldırıda bulunmak asla kabul edilemez. Ancak biz bunu kabul etsek de etmesek de olmasını bir türlü engelleyemiyoruz. Kadına karşı şiddet eğiliminin sosyolojik sebeplerini irdelemek, erkeklerin bu konuda bilinçlenmesini sağlayarak sorunu toplumsal boyutta çözmeye çalışmak oldukça önemlidir. Fakat alternatif ve önemli bir çözüm olarak kadınların da ayrıca kendilerini savunmayı öğrenmelerinin gerekli olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu sorun temelde kalıcı olarak çözülemediği sürece istenmeyen olayların ardı arkası kesilmeyecek, kadınlar maruz kaldıkları şiddetin üzücü sonuçlarını yaşamak durumunda kalacaklardır.

Fakat, yaşadıkları sözlü veya fiziksel şiddetin boyutlarını düşünürsek, kadınların kendilerini savunmayı öğrenme konusunda pek de bilinçli olmadığını görüyorum. Ve açıkçası kadınların bu konuda erkeklerden geri kalmalarını da anlamakta güçlük çekiyorum. Kadınlar savaş sanatını  sadece erkeklerin merak duyduğu bir konuymuş gibi düşünüyor olabilirler. Ancak savaş sanatı sadece erkeklere göre değil, insana göre düşünülmüş ve çerçevesi buna göre çizilmiş bir olgudur. Bireysel savunmanın kadını erkeği olmaz. Dolayısıyla saldırı ve şiddetten, erkeklere göre çok daha fazla etkilenen kadınların bu konuda bilinçlenip bu algıyı değiştirmeleri gerekmektedir.

Kadınların fiziksel açıdan bir erkekle dövüşüp kendilerini  koruyabilecek kadar güçlü olmadığı bir gerçektir. Çünkü esasen kadın fiziği ve beyni erkek gibi dövüşmeye değil, hayatta daha farklı işlevleri yerine getirmek için programlanmıştır. Sinirbilimci Prof. Sinan Canan’dan öğrendiğimiz kadarıyla, mesela kadınlar hızlıca karar alıp ani reaksiyon gösterebilme konusunda biraz zorlanabilmektedirler, çünkü beyinleri daha çok detaylı düşünmek üzere gelişmiştir.  Kadınların bu detaycılığının nedeni ise beyinlerindeki nöronların oldukça karmaşık bir yapıda olmasına neden olan östrojen hormonundan kaynaklandığı ifade edilmektedir. Erkeklerin basit düşünüp hızlı kararlar alabilme yetenekleri, geçmişten gelen bir özellik olarak, avlanma ve hayatta kalma gibi yüksek risk taşıyan durumlarda hatasız hareket etmek zorunda olmalarına dayandırılmaktadır.

Şiddete maruz kalan kadınlar korunmak için o an sadece kendilerine güvenmek zorundadırlar. Saldırganın merhametine sığınmak söz konusu bile değildir. Geri dönüşü asla mümkün olmayacak sonuçlar kaderiniz olmasın; bireysel savunmayı öğrenin, tehdit ve saldırılara karşı hazırlıklı olun.

Fiziksel güç konusuna gelince; bu bir kadının erkekle arasındaki en büyük eşitsizliktir ve kendisini korumak zorunda kaldığında en zayıf noktası da budur. Öte yandan, kadınların ani gelişen saldırılar karşısında şoka girip psikolojilerinin çabuk bozulması da bir dezavantaj olarak erkeklere göre daha sık görülen bir durumdur. Fakat bir kadın tüm bu fark ve dezavantajları, savaş sanatı bilgisiyle kapatıp herhangi bir saldırı karşısında sorun yaşamadan kendilerini savunmayı öğrenebilecek düzeye gelebilir. Savaş sanatı zaten klasik, fiziksel güç odaklı dövüşten farklı olarak, entelektüel bir zekayla işleyen, tekniğe dayalı bir disiplindir. Bu açıdan bakarsanız kadınların savaş sanatını erkeklerden daha iyi öğrenebileceğini söyleyebiliriz. Çünkü kadınların kavrama, detayları algılama ve bütüne konsantre olabilme yetenekleri oldukça iyi gibi gözüküyor.

Ancak eğitime gelen kadınların kendilerini savunmayı öğrenmesini sağlayabilmek için öncelikle onların fiziksel ve psikolojik anlamdaki farklılıklarını gözönünde bulundurmak gerekmektedir. Böylece avantajlarını öne çıkarıp dezavantajlarının yaratacağı sorunları çözümüne odaklanmak daha da kolaylaşacak, eğitimden alınacak sonuç daha verimli olabilecektir.

Öte yandan kadın öğrenci adaylarına özellikle şunu söylemek zorundayım; kendinizi savunmak zorunda kalacağınız insanlar hemcinsleriniz değil, çok büyük oranda erkekler olacaktır. Bu yüzden erkeğin doğasını ve davranış biçimini anlamaya çalışmak, gerektiğinde onun gibi düşünmeyi öğrenmek zorundasınız. Dolayısıyla antrenmanlarda gerçekçi olmak ve çalışma süresi boyunca cinsiyet farkını unutmanız gerekmektedir. Kapkaç veya taciz gibi bir olayda saldırganı cesaretlendiren en büyük etken sizin psikolojik ve fiziksel olarak zayıf olduğunuzu düşünmesidir ki bu sorunu da böyle çözebilirsiniz.

Naci Kesener

26 Paylaşımlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X