Savaş Sanatı Felsefesi ve Kaleci

Profesyonel Kaleci Antrenörü Haluk Kaplan Hocamızla zaman zaman görüşür, kendi ilgi alanlarımız üzerinden fikir alış-verişinde bulunarak zihin egzersizleri yaparız. Savaş sanatı ve futbolda beynin zihin ve beden fonksiyonlarını nasıl etkilediğini konuşuruz; savaş sanatçısı veya futbolcunun yaşadığı/yaşayabileceği korku,  kararsızlık, eylemsizlik, motivasyon sorunu gibi konular özellikle ele aldığımız konulardır mesela. Kendisinin önceden “kaleci ve savaş sanatı” üzerine yazdığı, benim de çok yararlandığım makalesini sizinle paylaşıyorum,  iyi okumalar. ☺️

Temkinli davranma psikolojisi hayatın her bölümünde karşımıza çıkıyor. Yürürken atılan adımdan içilen çayın ilk yudumuna, daha önce tadılmamış bir yemeğin ilk lokmasından araba kullanmaya kadar birçok konuda savunma içgüdüsü ile hareket ediliyor.

İlk kez girdiğimiz bir mekânda ilk iş olarak çevreyi inceler, kontrol eder ve kendimizi güvende hissetmek isteriz.

İş dünyasında da her ne kadar risk faktörü her zaman var olsa da öz kaynaklarını doğru kullanan, her hamleyi çok iyi hesaplayan, rakip firmaların adımlarını yakından takip eden, zamanı doğru kullanan müteşebbislerin daha başarılı olduklarını görüyoruz.
Macerayı seven, gereksiz risklere giren girişimcilerin bazen kazansalar da sonunda yok olduklarına şahit oluyoruz.

Tarih, koskoca Osmanlı İmparatorluğu’nun içyapıdaki savunma mekanizmasının işlevini yitirmeye başlamasıyla çöküş sürecine girdiğini yazar.

Görüyoruz ki savunma hayatın ta kendisidir…

En iyi pas yapan, en etkili gol pozisyonuna girebilen Barcelona takımında dahi en önemli felsefe; kaybedilen topun en geç 10 saniye içerisinde kazanılmasıdır. Hollandalı efsane futbolcu ve teknik adam Johan Cruyff, Barcelona’nın en beğendiği özelliğinin bu savunma anlayışı olduğunu ifade etmektedir.

“En iyi savunma hücumdur” söyleminde dahi aslında hücumun savunma güvenliği için yapıldığı anlatılıyor.

Ünlü savaş üstadı Çinli komutan San Tzu; “en büyük zafer, savaşmadan elde edilebilendir” der.
San Tzu’nun savaşı kazanabilmek için uyguladığı savunma stratejilerden bazıları:
Savaşın yapılacağı bölgenin coğrafi konumunu çok iyi bilmek… Güneşi arkasına alması gereken zamanı iyi tespit etmek… Düşmanı her hareketinden ne yönde hamle yapacağını anlayabilecek kadar iyi tanımak ve gerekli tedbirleri almak…
Düşmanın güçlü ve zayıf yönlerini tespit ettikten sonra kendi gücünü gösterip gerektiğinde hiç savaşmadan rakibini teslim alabilmek…

Baktığımız zaman Japon’un “karate”si, Çin’in “kung-fu”su ve Kore’nin “taekwondo”sunda da ortak felsefe savunma sanatı üzerinde birleşmektedir. Her üç felsefede de asla bilinçsiz ve kontrolsüz saldırı yoktur. Asıl amaç rakibin saldırıya yönelik özelliklerini tespit edip bertaraf ederek hücumsal etkinliğini yok ettikten sonra rakibin işlevine tamamen son vermektir.

Doğru savunma yapabilmenin temelinde rakibin hücumsal özelliklerini iyi bilmek gerekiyor ise bir futbol takımında korunması gereken kalenin baş savunucusu kalecinin de rakibini iyi tanıması ve gol pozisyonlarını nasıl geliştirdiğini iyi bilmesi gerekiyor.

Felsefeleri irdelendiğinde kalecinin defansif anlayışı ile Uzakdoğu savunma sanatındaki benzerlikler dikkat çekiyor.

Uzakdoğu savunma sanatı, çok çalışmayı ve tekniklerin kişinin bir parçası haline gelmesini ister. Kaleci için hedef, ruhun ve tekniğin birleştiği düzeye ulaşabilmektir.

Uzakdoğu savunma sanatı, felaketin dikkatsizlikten doğduğunu söyler. Kalecinin oyun takibi ve topa odaklanmasındaki anlık kopma golle sonuçlanabilir.

Uzakdoğu savunma sanatı, “kazanmayı düşünmeyin bunun yerine kaybetmemeyi düşünün” der. Kalecide öncelikli hedef gol yememektir.

Uzakdoğu savunma sanatı, rakipten korkmanın (şüphe) kaybetmek demek olduğunu söyler. Gol yeme korkusu yahut ta tedirginliği kaleciye hata yaptırır.

Uzakdoğu savunma sanatı, “düşman birkaç kişi ise bir tanesine odaklanma, tamamını kontrol et” der. Kaleci bir taraftan topa odaklanırken diğer taraftan oyuncuların konumlarını kontrol eder.

Uzakdoğu savunma sanatı, düşman ile birebir mücadele gerekiyorsa hasmının gözlerine odaklanmayı ister. Kaleci rakip oyuncu ile birebir kaldığında odaklanma tamamen topadır.

Uzakdoğu savunma sanatı, anlık değişkenlere karşı tepki verebilme hızının çok önemli olduğunu söyler. Kaleci için özellikle ceza sahası içi karambol pozisyonlarda reaksiyon çok önemlidir.

Uzakdoğu savunma sanatı, “rakibin ilk hamlesinin başlangıcını görmek çok önemlidir” der. Kaleci başarılı bir müdahale için topun ayaktan çıkış anını yakalamak zorundadır.

Uzakdoğu savunma sanatı, vücudu koordineli kullanabilmenin ve ani karar verebilme yeteneğinin gelişmiş olmasının önemini vurgular. Kaleci farkındalık duygusu içerisinde her türlü pozisyonda anlık karar verebilecek şekilde hazırlıklı olmalıdır. Koordinatif yetenekler kaleci için çok önemlidir.

Uzakdoğu savunma sanatı, rakibin hamlesine karşı hazır beklerken vücudun kasılmamasını, kasların rahat bırakılmasını ama ruhen çok kuvvetli ve katı vaziyette olunması gerektiğini söyler. Kaleci topa müdahale öncesinde kalesinde başlama yahut ta başlangıç pozisyonu olarak ifade edilen duruşla topa odaklanırken vücut kasılmaz ama dinamizm duygusuyla daima hazırdır.

Uzakdoğu savunma sanatı, rakibin hamlesini bloke etmeyi ya da uzaklaştırmayı temel anlayış olarak kabul eder. Kaleci kalesinde golü önlemek için topu ya bloke eder ya da kaleden uzaklaştıracağı müdahaleler yapar.

Yaşamın her merhalesinde yer alan savunmaya yönelik düşünceler detaylara bakıldığında kalecileri Uzakdoğu savunma sanatının benimsediği felsefe ile aynı merkezde birleştiriyor.

Dağda, kayalıkta yürüyen katır ön ayağını bastığı yere milimetrik kayma olmadan arka ayağını basarak kendini güvende hissedermiş. Sınır geçen kaçakçıların da bu yüzden katırı tercih ettikleri söylenir.

İnatçılığı ile tanıdığımız katır dahi savunma güvenliğinin hayattaki öncelik olduğunu kabul ediyorsa söyleyecek fazla söz kalmıyor.

Haluk Kaplan/Profesyonel Kaleci Antrenörü

13 Paylaşımlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X